Bir aydır büyük bir heyecanla beklediğimiz gün geldi ve Barış Manço Kültür Merkezi' nde perdeler bizim için açıldı. Bulunmaz Tiyatro oyuncuları olarak, 03.04.2008 saat 20:30 da Aziz Nesin' in "Sen Gara Değilsin" adlı oyununu seyircilerimize sunduk. Ben ve oyuncu arkadaşlarım için, bu ilk sahne deneyimimizdi.
Oyunun yönetmenliğini yapan, sahnede iyi bir performans sergilememiz için maddi ve manevi yardımlarını hiç esirgemeyen sayın hocam Hilmi Bulunmaz' a tüm arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum.
Oyunumuzun seyircilerimizle buluşma sürecini kısaca anlatmak istiyorum:
"Sen Gara Değilsin" adlı oyunun sahneye konulması için önümüzde bir ay vardı. İlk haftalarda; "Acaba yetiştirebilir miyiz?" gibi kaygılarımız vardı. Tüm kaygılarımız, hocamızın bize duyduğu sonsuz güven sayesinde kayboldu. Bu bir ay boyunca rollerimize yoğunlaştık. Haftanın her günü hem ezber çalışmalarımıza, hem de sahnedeki duruş ve hareketlerimize çalıştık.
Hüseyin Dinç ve Eser Bozan arkadaşlarımla oyun üzerine günlerce tartıştık. Oyunun daha iyi anlaşılabilir ve vurucu olması için neler yapılması gerektiği üzerine, birbirimize çeşitli öneriler sunduk. Bu önerilerden bazılarını hocamızın da onayıyla uygulamaya karar verdik. Oyunun sunulmasının son haftasına geldiğimizde, artık kendimize daha çok güveniyorduk. Provaların aksaksız geçmesi, repliklerimizi tamamen ezberleyişimiz bize büyük bir güven getirdi.
Gösteri günü hepimizde tarifi imkansız, güzel duygular vardı. Hepimiz Barış Manço Kültür Merkezi' ne erken geldik. Afişlerimizi astık. Oyun esnasında takılabileceğimiz bazı hususlarda birbirimize son taktikleri verdik. Oyundan bir saat önce sahnede son provamızı da yaptık.
"Oyunumuz başlıyor" anonsuyla sahnedeki yerimizi aldık; artık bizim gerçek dünya ile irtibatımız kopuyordu, oyunumuzun geçtiği o hayali bir kasabanın (Yuntabur) serserisi, belediye başkanı ve polis şefi oluyorduk!...
Büyük bir başarıyla oyunumuzu sunduk. Duyduğumuz kuvvetli alkış sesleri, tüm yorgunluğumuzu unutturdu. Neticede azimli çalışmamızın karşılığını büyük bir gururla aldık: Kendimizle, arkadaşlarımızla, hocamızla ve bizi izlemeye gelen tüm seyircilerimizle gurur duyduk. İlerde daha çok başarılı olacağımız konusunda inancımız pekişti.
Barış Manço Kültür Merkezini' nin müdürü Sayın Cuma Bolat Bey' in bizi büyük bir içtenlikle karşılaması, oyun öncesi hazırlıklar için yardımlarını esirgememesi dolayısıyla kendisine teşekkür ediyoruz.
Bulunmaz Tiyatro olarak bu oyunumuzu Barış Manço Kültür Merkezi'nde oynamayı sürdürmenin yanında, başka salonlarda da oynayacağız. Oyunumuzun süresi yaklaşık (şimdilik) bir saat ve tek perdelik. Bizi izleme fırsatı bulamamış seyircilerimizi, diğer salonlarda bekliyoruz. Eminim ki oyunumuzu çok beğeneceksiniz.
4 Nisan 2008 Cuma
Oyunumuzu başarıyla sergiledik
17 Mart 2008 Pazartesi
"www.tiyatrooyun.org" sitesiyle ilgili bilmedikleriniz
www.tiyatrooyun.org sitesine girdiniz mi hiç? Girmediyseniz, emin olun hiç bir kayıp yaşamazsınız. Peki diyelim ki, beni dinlemediniz ve siteye girdiniz. Bir şey dikkatinizi çekti mi, tiyatro dünyasından haberler verdiğini ilan eden bu sitede Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel ilgili yayınlar var. Peki Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel kimlerdir?
Hilmi Bulunmaz, Bulunmaz Tiyatro yönetmeni, yüzlerce oyun yönetmiş, oyuncu, oyun yazarı, çok yönlü bir kişidir. Coşkun Büktel, tiyatro oyunu, roman ve senaryo yazarıdır. Eserleri büyük başarı kazanmıştır. Bu iki isim de tiyatro dünyasında saygıyla anılan kişilerdir. Peki "tiyatrooyun.org" sitesinin sahibi ve bu yayınları yapan kimdir? O kişi, Burak Caney takma adının arkasına gizlenmiş, korkak, namussuz, zavallı bir insandır. Burak Caney hakkında başka neler biliyoruz, zaten bu da yazının asıl konusunu oluşturmaktadır. Velhasıl işin heyecanlı tarafına daha yeni geldik. Eminim bu yazdıklarımı okuduktan sonra, siz de epey şaşıracaksınız.
Her şey Hilmi Bulunmaz' ın Türk tiyatro dünyasında gördüğü yanlışlıkları dile getirmesiyle başladı. Bu sivri dilli eleştirilerden herhalde birisinin canı fena yandı ki gerçek adını saklayıp Burak Caney adını alıp, Türk tiyatro dünyasına adımını attı.
Hilmi Bulunmaz ' ın tiyatroyun.blogspot.com adlı sitesi vardır. Kendisi burada eleştirilerini yapmaktadır.
Bir sabah uyandığımızda Hilmi Bulunmaz' ın sitesine girelim dedik ancak yanlışlıkla tek o yerine çift oo girmişiz. Yani tiyatrooyun.blogspot.com adlı siteye girdik. Hay girmez olaydık, gözlerimize inanamadık. Çıplak kadın ve erkek fotoğraflarının ancak erotik değil, pornografik görüntülerin olduğu bir siteyle karşılaştık. Demek ki yanlışlıkla tek o yerine oo yazınca pornosever Burak Caney' in sitesine gidiliyormuş.
Bu olay Hilmi Bulunmaz' ın sitesinde duyurulduğunda hemen o görüntüler gitti. Sitede bir süre hareket görünmedi.
Bir süre sonra site hareketlendi, enteresan fotoğraflar konulmaya başlandı. Örneğin Hilmi Bulunmaz' ın fotoğraflarından baş kısmının kırpılıp kesilmesi ve pornografik görüntülerde görünen bir erkeğin başına monte edildiğini gördük. Sonra Burak Caney' in yaratıcılığı(!) arttı. Pornografik fotoğraflarda artık Hilmi Bulunmaz' ın eli, kolu artık ne varsa görünmeye başlandı. Sonraları Burak Caney herhalde fotomontaj yada pornomontaj işlerinde kullanacak malzeme bulamadığından Coşkun Büktel' in fotoğraflarını da kullanmaya başladı.
Daha sonra Burak Caney yazı yazabileceğini(!) keşfetti ve fotoğrafların arasına yazılarını koydu. Ancak bu yazılarda öyle çok yazım hatası vardı ki, yuh be bu kadar da olmaz dedirten, 10 yaşındaki bir çocuğun yapmayacağı imla hataları, örneğin de ve da eklerini ayrı yazmak gibi, onlarca hata yapıyordu. Demek ki Burak Caney pornosever unvanından sonra Türkçe cahili unvanını da aldı. Bu arada bizi güldürmeye devam ediyordu.
Wikipedia yı eminim duymuşsunuzdur. Coşkun Büktel' i Wikipedia'da tanıtayım dedim. Kendi sitesinden hayatıyla ilgili bilgileri alıp bunları wikipedia' ya yerleştirdim. Bir kaç gün sonra bir bakayım dedim o da ne, Coşkun Büktel' in biyografisi tahrifata uğramış, onu alaya alan, küçük düşürmeye çalışan ifadeler yer almış. Bunlar düzeltildi. Tam kurtulduk derken, bu sefer de Burak Caney, Hilmi Bulunmaz' ın biyografisinde tahrifat yapmış. Burak Caney böylece bir çok unvana daha sahip oldu. Namussuz, hilekar, yalancı, düzenbaz gibi. Herhalde daha çok unvan kazanabilir ama burada sözlük karıştırmak istemiyorum.
Her pazar tiyatro çalışmalarından sonra, Hilmi Bulunmaz' ın tiyatro dünyasıyla ilgili eleştirilerini video ile çekiyor ve youtube ' da yayınlıyorduk. Bir gün, bir baktık youtube da Hilmi Bulunmaz videoların üzerinde montaj yapılarak, onu alaya alan, küçük düşüren videolar gördük. Burak Caney demek ki pornomontaj işlerinden sonra videomontaj işine de girmiş. Bu videolarda Coşkun Büktel de yer alıyordu.
Hilmi Bulunmaz' ın siteleri aslında blog siteleridir. Bu sitelerde “Sonraki Blog” linki vardır. Bu linke tıklayınca başka bir blog sitesine bağlanabilirsiniz. Her tıklamada başka bir siteye gidersiniz. Bu siteler rastgele çıkar ve her tıklamada değişir. Burak Caney bir gün o linke tıklamış, porno görüntülerinin olduğu bir siteyle karşılaşmış ve bundan dolayı Hilmi Bulunmaz' ı pornocu olmakla suçluyor. İşin eğlenceli tarafı kendi sitesi de blog sitesi ve kendi sitesinde de bu link var. Ancak Burak Caney bunun üzerine epey bir yayın yaptı. Ben onun bu yayını karşısında epey bir dumura uğradım. Burak Caney' in zeka seviyesinden kuşkulandım, acaba onu laboratuvar fareleriyle yarıştırıp, peyniri kimin önce kapacağını anlasak mı.
Facebook çılgınlığı ülkemizi sardığı zamanlarda, ben de bu siteye üye oldum. Eski okul arkadaşlarımı bulduğum için seviniyordum. Bu arada hocam Hilmi Bulunmaz da acaba üye midir, diye merak ettim. Baktım Hilmi Bulunmaz üye olmuş. Merak edip, profilini inceledim. Üye olduğu gruplara baktım. Allahım! ne göreyim, Burak Caney üye olduğu gruplara Hilmi Bulunmaz' ın pornocu olduğuna dair mesajlar atıyor. Hatta üye olduğu grupların birinde oradaki kızlara uygunsuz mesajlar atıyordu. Örneğin, “sen soldan üçüncü kız bayağı güzelmişsin, bizim tiyatroya uğrasana” gibi. Ben de derhal gruplara cevap yazıp, bu adamın aslında Hilmi Bulunmaz olmadığını Burak Caney adlı bir kişi olduğunu dile getirdim. Aniden yazdığı mesajları silmiş.
Bu adamın bu kadar ileri gideceğini hiç tahmin etmemiştim. Çünkü şimdiye kadar sadece sitesinden yayın yapıyordu, Şimdi insanlara Hilmi Bulunmaz gibi görünüp, onun ağzından söylüyormuş gibi yapıyordu. Artık sınırı aştığını düşündüm. Burak Caney' e mail atıp facebook taki yalanlarını sonlandırmasını istedim. Burak Caney' den söyle bir cevap geldi. "Facebook da ne?" Güler misin, ağlar mısın.
Attığım mailden hemen sonra adam Hilmi Bulunmaz adını değiştirmiş, Hamdi Bilinmeyen adını almış. Hilmi Bulunmaz fotoğrafının yerine çiçek resmi koymuş. Ne tezatlık ama! Ancak eski fotoğrafı silmeyi unutmuş. Sadece yeni bir fotoğraf eklemiş. Ancak bu değişiklik o kadar hızlı oldu ki, Hilmi Bulunmaz' a bile haber veremedim, Burak Caney herhalde bilgisayar başında uyuyor ve sıçıyor.
Bu arada sitesinden yayın yapmayı sürdürüyordu. Bu yayınlar aylarca devam etti.
Ve bardağı taşıran son damlaya geliyoruz. Burak Caney , Bulunmaz tiyatrodan arkadaşım Arzu Aybat' ın bir casting ajansında bir kaç fotoğrafının olduğunu öğrenmiş. "Hilmi Bulunmaz casting ajanslarına manken yetiştiriyor" diye bir haber yaptı. Bu habere çok üzülen Arzu arkadaşımız kursu bırakmak zorunda kaldı.
Arzu arkadaşımız çok yetenekliydi. Hatta Coşkun Büktel'in "Shakespeare' siz Herifler" ' in adlı güzel bir oyununun sahnelenmesi aşamasındaydık. Tam burada Arzu' nun ayrılması Hilmi Bulunmaz' ın tepesini attırdı. Aslında şimdiye kadar atmaması, onun çok sabırlı olduğunu gösteriyor. Bunun üzerine Hilmi Bulunmaz haftalık yaptığı video çekimlerinde Burak Caney için O.. Çocuğu kelimesini kullandı.
Burak Caney' in sitesinde birden değişiklikler olmaya başladı. Sitesinde yayınladığı tüm yazıları teker teker silmeye başladı ve sonunda sitesini kapatıp yeni sitesi olan www.tiyatrooyun.org' ye geçti.
Şimdi sitesinde artık pornomontaj , videomontaj yapmıyor. Tiyatro haberleri yapmaya çalışıyor. Ancak Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel ilgili yayınlarına devam ediyor.
Burak Caney' in varlık nedeni, ortaya çıkmasının nedeni Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Bükteldir. O yüzden kendi sitesinden bu ikiliye yaptığı saldırılar bitmeyecek. Bazı saf insanlar ona bu yayınları kesmesini söylüyor ancak şunu unutuyorlar ki Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel olmazsa, Burak Caney de olmaz.
Hilmi Bulunmaz ve Coşkun Büktel' in eleştirilerini beğenmeyebilirsiniz, ancak o eleştirilere de aynı şekilde yani kendi isminizle çıkıp, varsa elinizdeki kanıtları öne sürmeniz ve o öyle değil, böyledir demeniz gerekir. Aslolan budur. Yoksa Burak Caney' in yaptığı gibi belden aşağı vurmakla olmaz.
Son sözler olarak şunu söylemeliyim ki Burak Caney' in gerçek kişiliğini ve geçmişini bilmeden ona destek olanlar, onun yaptığı her şeye bir anlamda ortak olduklarını bilmiyorlar mı?
Bayanlar, beyler bilhassa da facebookta tiyatro oyun (eski adı tanıdık bir isim Hamdi Bilinmez) yani Burak Caney'in Hilmi Bulunmaz' a karşı oluşturduğu grubun üyeleri! Lütfen kimi desteklediğinizi biliniz. Gerçek ismini bile vermekten korkan, sapık, pornomontajcı, iftiracı, yalancı, hilekar, düzenbaz, namussuz, yalancı, sahtekar, salak bir Burak Caney' i iyi tanıyınız.
Size son bir soru sorayım, eğer bir insan kendinden eminse, kendine güveniyorsa niye adını vermez. Aslında Burak Caney de saya saya bitiremediğim o iğrenç faaliyetlerinden dolayı kendini suçlu hissediyor ve adını veremiyor.
Yukarıda sıraladığım tüm faaliyetlerin çoğunun kanıtı Hilmi Bulunmaz, Coşkun Büktel ve az da olsa benim sayemde elimizde mevcuttur.
En son olarak Burak Caney bizi mahkemeye vereceğini söyledi. Hilmi Bulunmaz' ın söylediği O... Çocuğu kelimesinden dolayı hakaret davası açacakmış. Sabırsızlıkla bekliyoruz mahkemeyi. Çünkü elimizde kanıtları ortaya koyduğumuzda senin ve seni destekleyenlerin yüzlerinin kızarmasını izlemek hoş olacak. Eğer bizi mahkemeye vermezsen, ben seni ve seni destekleyenleri dolayısıyla yaptığın iğrençliklerini dolaylı olarak destekleyen herkesi bilhassa facebook grubunda üye olanların hepsini mahkemeye vereceğim. Ancak daha önce gruptaki herkese bu yazılarımı göndereceğim. Hala Burak Caney' i destekliyorlarsa, kendileri sonuçlarına katlanacaklar.
Sana haddinden fazla sabırlı davrandık. Ancak bizler insanız. Herkes yaptıklarının sonucuna, sadece sen değil, biz de katlanacağız. Haklı olan mahkemeyi kazansın diyorum.
Not: Bu yazıyı yazmamın nedeni Hilmi Bulunmaz' ı ve Coşkun Büktel' i savunmak değildir. Onların benim savunmama ihtiyaçları da yoktur. Ben sadece aylardır ne gördüysem onları yazdım. Ayrıca Hilmi Bulunmaz' ın bazı fikirlerini desteklemiyorum. Netice de ben onun öğrencisiyim ama belki de mesleğim mühendislik olduğu için işin içine duygularımı karıştıramam. Kesin eminim ki bu yazdıklarımın fazlası yoktur, eksiği vardır. Belki o eksikleri de ilerde tamamlarım.
Evet, buraya kadar okuduysanız, sizi sabrınızdan dolayı tebrik ederim.
İyi günler...
15 Mart 2008 Cumartesi
"Sen Gara Değilsin" Oyunu
Aziz Nesin 'in "Sen Gara Değilsin" adlı oyunu "Bütün Oyunlar II" adlı kitabının "Beş Kısa Oyun" adlı bölümü içinde yer alıyor. Kitap artık basılmadığından ancak sahaflarda bulunabiliyor. Ben de internetten kitap satan bir sahafçıdan kitabı aldım.
Aziz Nesin' in artık piyasada olmayan kitaplarının tekrar basılmasını ümit ediyorum.
Oyun üç kişilik ve tek perdelik oyundur.
Pren (Kazım Şimşek) : Yuntabur adlı kentin belediye başkanı.
Salsi (Eser Bozan) : Kentin gizli güvenlik şefi.
Gara (Hüseyin Dinç) : Zayıf, çelimsiz, korkak bir kişi.
Oyun, Yuntabur kentinin girişindeki meydanda geçiyor. Kentin ulusal kahramanı Gara için dikilen anıtın açılış töreninde belediye başkanı konuşma yapıyor. Konuşmasından sonra arkadaşı Salsi'yle sohbet ederken, aralarına ölü sanılan Gara' nın girmesiyle oyun ivmeleniyor.
Oyun, bir kara mizah örneğidir. Komedi unsurları içermekle birlikte, son derece dramatik bir eserdir.
Oyunun dili sade, okunması kolaydır. Bir saatten az bir sürede oyunu okumak mümkündür.
Bu oyunu sahneleyeceğimiz için sevinçliyim.
"Sen Gara Değilsin" Oyununu sahneleyeceğiz
İki hafta önce Bulunmaz Tiyatro 'da Aziz Nesin' in "Sen Gara Değilsin" adlı oyunu üzerine çalışmaya başladık. Oyunda ben, Hüseyin Dinç ve Eser Bozan yer alıyoruz. İlk hafta okuma provası yaptık. İkinci haftasında hocamız Hilmi Bulunmaz telefon edip Nisan ayının ilk haftasında Barış Manço Kültür Merkezi 'nde oyunu sahneleyeceğimizi bildirdi.Bizi hem bir telaş, hem de büyük bir heyecan sardı. Neticede bu benim ve arkadaşlarımın sahneleyecekleri ilk oyun olacak. Hocamıza bir ayda bu oyunu çıkartabilir miyiz diye sorduğumda, hocamız tabii, eğer sıkı çalışırsanız olur, dedi. Artık tek hedefimiz oyunu yetiştirebilmek...
19 Şubat 2008 Salı
"Yeraltından Notlar" romanı ve tiyatro oyunu
Geçen haftalarda devlet tiyatrolarında sergilenen Dostoyevski' nin "Yeraltından Notlar" adlı romanından uyarlanan oyunu seyrettim.
Oyun iki perdeliktir.Süresi 2 saat 15 dakikadır.Oyunda emeği geçenler aşağıdadır.
Yazan: Fyodor Dostoyevski
Çeviren: Mehmet Özgül
Rejisör: Özgür Yalım
Dekor-Kostüm: Ali Cem Köroğlu
Işık: Önder Arık
Müzik: Alexander Petihof
Oyuncular:
Payidar Tüfekçioğlu
Alptekin Serdengeçti
Ömer Hüsnü Turat
Saydam Yeniay
Ali Fuat Çimen
Toygun Ateş
Ayhan Anıl
Sadık Takır
Rezzak Aklar
Ezgi Çelik
Seyhan Zemberek
Tuna Öztunç
A. Tefik Hiçyılmaz
Hande Gürak, Nevşim Erzat, Yıldız Durucan, Gözde Okur.
Dostoyevski' nin eserini daha lisedeyken okumuştum. Ancak oyunu seyrettikten sonra kitabını bir daha okuma ihtiyacı hissettim. Kitabı da geç bitirince oyun hakkındaki yorumum da gecikti haliyle.Kitabı okumaktaki amacım kitapla oyunu karşılaştırmak istememdi.Kitap bir romandı ve tiyatro oyunu olsun diye yazılmamıştı.Tiyatro oyunu amacıyla yazılmamış bir eserin nasıl oyun haline getirildiğini izlemek hoş bir deneyim oldu benim için.
Engin Yayıncılıktan çıkan ve Türkçe' ye Mehmet Özgül tarafından çevrilen baskısını okudum.Roman iki kısımdan oluşmaktadır.Birinci kısımda düşüncelerini notlara yazan bir adamın hikayesini,ikinci bölümde de anılarını okumaktayız.Adamın ismini bilmemekteyiz.Adam kendinden bahsederken, duygularını ve düşüncelerini açıklarken çok samimidir.İnsanın kendi kendine itiraf edemediği şeyleri bile dile getirmesi, duyduğu suçluluk kompleksinden kurtulma isteğini göstermektedir.Adam asosyal, insanlarla iletişimi zayıf, kendi kurduğu bir kalın kabuk içinde yaşamaktadır.Yazılarını bodrum katında izbe bir evde yazmaktadır, yeraltı kelimesi de buradan çıkmaktadır.Adam memurdur, ancak aylığı azdır, geçim sıkıntısı çekmektedir.Düşüncelerinde kararsızdır. Verdiği kararlardan sık sık pişmanlık duymakta, kendi kendisini yemektedir. Sık sık kurduğu hayallerinde gerçek hayatının tam zıttı bir karaktere bürünmektedir. Yaşadığı toplumu, toplumun aydınlarını eleştirmektedir. Mantık kurallarının örneğin matematikte 2x2 nin 4 etmesi gibi bir sonuçtan ziyade 2x2 nin 5 etmesinin övünülücek bir şey olduğundan bahsetmektedir.
İnsanların mantıklarının peşinde gitmelerinin onları refaha ulaştırmayacağından emindir. Adeta acı çekmekten zevk alan bir kişiliği vardır yazarın.
Yazar ikinci kısımda, bir genelevde karşılaştığı Liza ile yaşadığı anısını anlatmaktadır.
Roman Dostoyevski' nin diğer romanları için bir başlangıç oluşturmaktadır. O açıdan Dostoyevski' nin büyük romanları dışında bunun da okunması faydalı olacaktır.
Roman oyunlaştırılırken esere bağlı kalınmaya özen gösterilmiş, bazı kısımlar çıkartılsa da bunlar bütünlüğe zarar vermemiş.
Oyunun başrol oyuncusu Payidar Tüfekçioğlu çok başarılı bir performans göstermiş, onu seyrettikten sonra içimden bu rolle mutlaka bir ödül kazanır demiştim. Meğerse kendisi bu rolüyle "Afife Jale 2007 En İyi Erkek Oyuncu" ödülü kazanmış. Çok enteresan ama daha evvel seyrettiğim "Savaş İkinci Perdede Çıkacak" oyunundaki performansıyla çok beğendiğim Hakan Meriçliler için de bir ödül kazanır demiştim o da "Afife Jale 2006 En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü kazanmış.
Payidar Tüfekçioğlu' nun rolü çok baskın olduğundan diğer kişilerin rolleri doğal olarak biraz silik kalmış. Oyundaki herkesin performansı çok iyiydi.
Sahnenin diklemesine hazırlanmış tekerlekli duvarlardan oluşması, dekorun hızlı bir şekilde değişmesine imkan vermiştir. Sahnenin dar ama uzun olmasından dolayı bu teknik iyi düşünülmüştür.Canlı çalınan müzik de çok iyiydi.
Sonuç olarak kuvvetli bir eserin başarıyla oyun haline getirilmesi ve oyuncuların ama bilhassa Payidar Tüfekçioğlu' nun olağanüstü performansıyla bu oyun, son yıllarda seyrettiğim en iyi oyundur. Tüm herkese bu oyunu tavsiye ederim.
26 Ocak 2008 Cumartesi
Bernarda Alba'nın Evi
Federico Garcia Lorca’ nın yazdığı bu tiyatro oyununu okudum. Hale Toledo' nun çevirisini yaptığı bu eser "Toplu Oyunları 1 / Kanlı Düğün / Yerma / Bernarda Alba'nın Evi" adıyla "Mitos-Boyut" yayınlarından çıkmıştır.
Oyunda 14 kadın karakter ve en az 4 kişilik kadınlar grubu vardır. Oyun üç perdeliktir. Oyunun dili sade, okunması kolaydır.
Oyun bir İspanyol köyündeki "Bernarda Alba" adlı kadının evinde geçmektedir. İkinci kocası yeni ölmüştür. Cenaze dönüşüyle oyun başlar. Evde yaşlı annesi, hizmetçisi ve sırdaşı Poncia ve beş kızı ile oturmaktadır. Evini dış dünyaya kapatır, sekiz yıllık yas ilan eder. Aileyi despotça yönetir. Ev sanki ev değil, manastırdır. Baskı altındaki kızlar büyük sorunlar yaşar.
Bu oyunun tüm kahramanları kadındır. 5 kız kardeş arasında töreye karşı gelmek isteyen en küçük kız Adelia' nın trajik hikayesi, oyunun konusunu oluşturur.
Bir İspanyol köyünde yaşanan bu durumların bügün bile ülkemizde yaşanması, üzerinde durulması gereken bir konudur.
Yazar bir İspanyol şair ve oyun yazarıdır. 1898-1936 yılları arasında yaşamıştır. Eserlerinde köylü İspanyol kadınlarının üzerindeki töre baskısını dile getirmiştir. O' nun için kadın sembolü Meryem Ana tasviriyle özdeşleşmiştir. Kadın bir bereket, doğurganlık ve sevgi sembolüdür. Erkek ise savaş, çatışma sembolüdür. Yazarın son oyunudur.
Carlo Goldoni
1707 - 1793 yılları arasında yaşamış İtalyan oyun yazarıdır.Venedikte doğmuştur.Pariste ölmüştür.
Eserleri:
I pettegolezzi delle donne ( Dedikoducular, 1742), Il bugiardo (Yalancı, 1744), Il vero amico (Gerçek Arkadaş), La locandiera (Otelci Kadın, 1753), I Rusteghi (Yabanlar, 1760), Le baruffe chiozzote'dir (Chioggia Kavgaları, 1762), Il malcontenti (Tatminsiz, 1755), Fransızca L'Eventail (1763) adıyla yazdığı ve Il ventaglio (Yelpaze, 1764) adıyla İtalyanca'ya çevirdiği yapıtı en başarılı oyunları arasında yer alır. Memoires (Anılar, 1787).
Goldoni, İtalyan gerçekçi komedisinin kurucusu sayılır. Hukuk okudu.Avukatlık yaptı.Moliere'i okuyabilmek için Fransızca öğrendi.
Not:Carlo Goldoni hakkında ilerki zamanlarda daha ayrıntılı bilgi vereceğim.
Etiketler
- A.Kadir (1)
- Açık kapı (1)
- akçay (1)
- assos (1)
- ayvalık (1)
- Aziz Nesin (4)
- Azra Erhat (1)
- Bilgi vermek (2)
- bozcaada (1)
- Bulunmaz Tiyatro (22)
- Bulunmaz Tiyatro Oyunculuk Çalışmaları (2)
- burak caney (5)
- Cats Play (1)
- charlie chaplin (1)
- Coşkun Büktel (6)
- cunda adası (1)
- çanakkale (1)
- çıkmaz sokak (1)
- Denizden Gelen Kadın (1)
- dosya (1)
- eser bozan (11)
- Eser tanıtımları (14)
- Faruk Ersöz (1)
- Henrik Ibsen (3)
- Hilmi Bulunmaz (10)
- Homeros İlyada (7)
- Homeros İlyada Oyun Çalışmaları (3)
- hüseyin dinç (11)
- ilayda bozgan (1)
- İstvan Örkeny (1)
- kaz dağları (1)
- kazım şimşek (14)
- Kedi Oyunu (1)
- kişi tanıtımı (1)
- kördövüşü (1)
- kuzey ege (1)
- Lir Tiyatrosu (1)
- mete cantekin (1)
- Origami (1)
- peter brook (1)
- philippe soupault (1)
- Sen Gara Değilsin (8)
- şahin deresi (1)
- şeytan sofrası (1)
- teoman aktürel (1)
- tiyatro oyun (7)
- troya (1)
- TSYD Yüzme Kursları (1)
- Tuncer Cücenoğlu (1)
- www.kazimsimsek.com (1)