Bir hafta arayla yeni bir oyuna gideyim dedim. İnternetten "Ful Yaprakları" oyunu için bilet aldım. Oyun, Devlet Tiyatrolarının Oda Tiyatrosu' nda oynanacaktı.
Oyunun başlama saati akşam sekizdi. Çalıştığım şirketten akşam altıda çıktım. Evde yemek olmadığından, aceleyle bir lokantada yemek yiyip, hızlı adımlarla eve gittim ve üstümü değiştirdim. Yine hızlı bir şekilde Taksim' e sarı dolmuşlarla ulaştım. Oyunun başlamasına 5 dakika varken sahneye gelebildim. Bilet kontrolünün yapıldığı masaya yaklaşırken, bazı insanların dışarı çıktıklarını gördüm ancak buna bir anlam veremedim. Masada bir bayan vardı. Hemen ismimi söyleyip, biletimi almak istedim.O zaman bayan bir gülümsemeyle oyunun iptal edildiğini, onun yerine "Kral Dairesi" adlı oyunun konulduğunu söyledi. Oyuncu rahatsızlığından dolayı olduğunu da ilave etti. Epey şaşırmıştım. Ne diyeceğimi bilemeden, bana "Eğer bu oyunu seyretmediyseniz, bu oyunun çok güzel ve eğlenceli olduğunu" söyledi. Ben de ona "Peki, oyunu seyredeyim" dedim. Bu oyunun adının bana hiç yabancı gelmediğini düşünüyordum koltuğuma giderken, birden aklıma geldi, Coşkun Büktel bana bu oyundan bahsetmişti. Bu oyunun galasına gittiğini, maske takan oyuncuların olduğunu ve hiç konuşma olmadığını söylemişti. Ben de içimden "Tüh, o oyunu mu seyredeceğim'" dedim. Neticede hiç hesapta olmayan bir oyunu seyretme durumum oldu. Durumu kabullenmiştim.
Oyun vaktinde başladı ki bu durumla da fazla karşılaşmadığım için biraz şaşırdım. Koltuklar tam dolu değildi. Yer yer boşluklar vardı. Tahminimce oyunun iptal olması, bazı seyircilerin geri dönmesine neden oldu.
Oyunda maskesiz üç oyuncu vardı. Diğer oyuncuların hepsi maske takıyorlardı. Oyunun başında ve sonunda bu üç oyuncu arasında kısa diyalog vardı. Bunun dışında bu üç oyuncu ve diğer oyuncular hiç konuşmadılar. Sanki Charlie Chaplin' den sessiz sinema seyrediyorduk. Sonradan araştırdım ki oyunun yönetmeni ve yazarı bu türden daha evvel bir oyun yazmış. Kendisinin maskelerle ilgili özel çalışmaları varmış.
Oyunda maske takıldığından ve konuşma da olmadığından vücüt dili artık her şey olmuş, oyuncular vücut diliyle birbirleriyle anlaşıyorlardı.
Oyun bir otelin kral dairesinin, 3 çifte aynı gece için satılmasıyla yaşanan komik durumlar üzerine kurulmuş. Bu senaryoya benzer çok senaryolar gördüğüm için, bana pek ilginç gelmedi. Evet çok basit bir senaryosu vardı ancak yine de oyundaki bazı yaratıcı sahnelere değinmekte fayda var. Biri bir masa etrafındaki konuşmanın kuşbakışı görüntüsünün verilmesidir. Bunun içinde oyuncular ve masa yan yatmıştı. Böylece onları sanki kuşbakışı görüyorduk. Bir diğeri de perdelerle dört bir tarafı kapatılan yataktaki el fenerlerin olduğu sahnedir. Bunların dışında oyun için söylenecek fazla bir şey yok. Oyun tamamen eğlendirme amaçlı yazılmıştır. Büyük ihtimalle de kısa bir süre sonra hafızalarımızdan da silinecektir.
Eğer seyredeceğiniz başka bir oyun kalmamışsa ve bu seyredilecek en son oyunsa eh seyredin o zaman!
3 Ocak 2008 Perşembe
"Kral Dairesi (Üç Nikah Üç Cenaze ve Bir Soygun )" adlı oyun
25 Aralık 2007 Salı
"Savaş İkinci Perdede Çıkacak" adlı oyun
Oyunun biletini bir ay önceden internetten almıştım. Bileti bu kadar erken alınca ilk sıradan bir koltuk alma şansına sahip oldum.
Oyun Devlet Tiyatroları' nın Oda Tiyatrosu' nda oynandı. Oyun 2 perdeliktir. Süre olarak 2.5 saatten fazladır.
Oyunun sahneye koyulmasında emeği geçenlerin ve oyuncuların adları aşağıdadır:
Yazan: Oldrich Danek
Türkçesi: Yücel Erten
Reji-Tasarım: Yücel Erten
Kostüm Tasarımı: Gülhan Kırçova
Işık Tasarımı: Yakup Çartık
Müzik: Çiğdem Erken
Dans Düzeni: Cihan Yöntem
Oyuncular:
Hakan Meriçliler, Levent Güner, Alpay İzbırak, İpek Bilgin, Burak Şentürk,Şenay Gürler, Esra Ruşan, Selen Domaç, Deniz Evrenol, Zeynep Akkaya, Nazlı Uğurtaş, Hale Şenözgen, Gürsan Piri Onurlu, Efe Ünal, Destan Batmaz
Orkestra: Ayca Daştan, Tansu Eğinlioğlu, Derya Davulcu
Çek yazar Oldrich Danek'in bir aktörün anıları üzerinden tiyatro sanatının gücünü ve büyüsünü anlattığı bir oyundur.
Hastanede son günlerini yaşayan aktör Brendl' ın tiyatroya başladığı ilk günden hayatının son gününe kadarki yaşadıklarından kesitler sunulmaktadır. Brendl tiyatroya o kadar aşıktır ki tiyatro için şerefini bile satabilmiştir. İzleyicilerle buluşma tutkusu o kadar yüksektir ki, onu ikinci dünya savaşında nazilerle işbirliğine kadar götürmüştür.
Oyundaki tüm oyuncular çok iyiydi. Başrol oyuncusu Hakan Meriçliler' i çok beğendim. O' nun bu oyunuyla bir çok ödül kazanacağını kuvvetle düşünüyorum.
Oyundaki müzikleri, dekoru beğendim. Oyundaki yavaş çekimler de oyuna çekicilik katmış.
Ben bu oyunu çok beğendim. Son yıllarda seyrettiğim en iyi oyun budur. İzleyicileri tiyatrodan soğutacak oyunları uzun yıllar seyrettikten sonra bu oyunu izleyince, "iyi ki tiyatro varmış" dedim kendi kendime.
Oyundan çıkarken benim gibi tüm izleyicilerin de bu oyundan zevk aldıklarını gördüm.
Tiyatro sevmeyen yada tiyatroya hiç gitmemiş kişilerin bu oyunu seyretmeleri tiyatroya başlangıç için çok iyi bir adım olabilir. Aynı zamanda tiyatroya yeni başlamış amatör oyuncuların da bu oyundan çok öğrenecekleri şeylerin olduğunu düşünüyorum. Ben kendi hesabıma çok şey öğrendim.
Oyunla ilgili olumsuz şeyler çok azdır. Sadece "vay anasını sayın seyirciler" cümlesi söylenmese daha iyi olacaktı. Oyun çok daha büyük bir sahnede oynansa daha iyi olacaktı ancak bu sahnede oynanması bile oyunun büyüsünü bozamamıştır.
Herkese bu oyunu seyretmelerini tavsiye ederim.
5 Aralık 2007 Çarşamba
"Ben Ruhi Bey Nasılım?" adlı oyun
Devlet tiyatrolarında sahnelenen "Ben Ruhi Bey Nasılım?" adlı oyunu seyrettim.
Oyun yaklaşık 1 saat 10 dakika sürmektedir. Tek perdeliktir.
Eser şair Edip Cansever' in aynı adlı şiirinden oyunlaştırılmıştır.
Başrol oyuncusu Uğur Polat Ruhi Bey' i canlandırmaktadır.
Uğur Polat şiiri beden diliyle söylemektedir. Şiirde Ruhi Bey' in dışında kalan insanlar da sandalyelerine oturup kendi dizelerini söylemektedirler. Oyun tamamen şiire bağlı kalınarak, oyunlaştırıldığı için bu oyuna gerçek anlamda bir tiyatro oyunu denemez.Uğur Polat' ın performansı etkileyicidir.Vücudunu çok iyi kullanmaktadır. Ses tonu, mimikleri çok iyidir.
Oyuna gideceklere tavsiyem şiiri bir kaç defa okumalarıdır.
Şiir sevenlere tavsiye edebilirim.Etmeyenlerse oyundan sıkılacaklardır.
4 Aralık 2007 Salı
"Denizden Gelen Kadın" adlı oyun
Henrik Ibsen' in "Denizden Gelen Kadın" adlı oyununu okudum.
Kişiler:
Doktor Wangel: Ellida' nın kocası
Ellida: Doktor Wangel'in ikinci karısı
Bolette: Wangel' in ilk eşinden kızı
Hilde: Wangel' in ilk eşinden kızı
Arholm: Öğretmen
Lyngstrand: Heykeltraş
Ballested: Ressam, rehber, berber
Yabancı: Denizci
Olaylar Norveç'in kuzeyinde bir liman kasabasında geçmektedir.
Ellida deniz feneri bekçisinin kızıdır. Annesi bir melankolik olup intihar etmiştir. Babası da ölünce Ellida yalnız kalır ve doktorun evlenme teklifini başka bir seçeneği olmadığı için kabul eder. Ellida denize aşıktır. Hep bir denizde giden gemide olmayı hayâl eder. Kasaba halkı ona "Denizden Gelen Kadın" adını takmıştır.Ellida' nın doktorun kızlarıyla arası iyi değildir.
Kızlardan Bolette, gerçek dünyayı tanımak isteyen, yaşadığı yerde kalmak istemeyen biridir. Arholm' un evlenme teklifini kabul eder.
Diğer kız Hilde cesur, alaycı, annesinden sevgi bekleyen ama bunu göremeyen biridir.
Doktor eşini çok sever ama eşinin mutsuzluğunun nedenini bir türlü anlayamaz. Arkadaşı Arholm' dan yardım ister. Ama Arholm' un ona yardım etmesi mümkün değildir.
Olayların merkezinde bir yabancı vardır. Bu yabacının adını bilmeyiz. Yabancı kendini anlatmaz. Yabancı ile her türlü bilgiyi Ellida' dan öğreniriz. O geçmişte Ellida' yı sevmiş, Ellida da onu sevmiştir. Yabancının bir cinayet işlemesiyle aniden kaçması ve bir daha geri dönmemesi Ellida' yı çok etkilemiştir. Zamanla onu unutmuştur. Ancak onun ansızın dönmesi ve Ellida' nın kendisiyle birlikte gelmesini istemesi Ellida' yı büyük bir açmazın içine sokmuştur. Yabancı Ellida' dan kendisi ve kocası arasında bir seçim yapmasını ister.Ellida kocasına onunla evlenirken, şartların onu zorladığını, kendi iradesiyle onunla evlenmediğini, bir nevi ona kendini sattığını söyler. Kocasından kendisini özgür bırakmasını ve vereceği karara saygı duymasını ister. Kocasının ona özgürlüğünü vermesi ve tüm sorumluluğu üstüne alması gerektiğini söylemesi üzerine Ellida seçimini yapar ve Wangel' i tercih eder. Oysa tüm belirtiler Ellida' nın yabancıyla gideceğini gösterirken Ellida' nın fikrini değiştirmesine neden ne olabilir. Bunun nedeni kocasının tercihini yaparken ona özgürsün demesi ve sorumluluğunu hatırlatmasıdır. 5-6 yıl süren mutsuz evlilikleri sona ermiş ve sanki ilk kez evleniyorlarmış gibi çok mutludurlar.
Oyunun özü, insanlar özgür olduklarında ve verecekleri kararın sorumluluğunu üstlendiklerinde her türlü şartlara uyum sağlayabilirler.
Eseri çok beğendim ve okunmasını tavsiye ederim.
28 Kasım 2007 Çarşamba
"Denizden Gelen Kadın" adlı oyunun konusu
Ellida Dr.Wangel'in kendisiyle evlenmesinden önce bir denizciye söz vermiştir. Ancak denizci ordan kaybolmuştur. Yıllar geçtikçe Ellida' nın aile yaşamı zorlaşır. Üvy kııula rası kötüleşir. Kendi doğurduğu çocuğu yoktur.Hayatında mutsuzdur. Sonra denizci tekrar ortaya çıkar ve Ellida' nın sözünü tutmasını ister. Ellida karar verme aşamasındadır ve kocasından vereceği karara saygı duymasını ister. Acaba Ellida ne karar verecektir?
"Henrik Ibsen" Kimdir?
Henrik İbsen Norveçli ünlü bir tiyatro yazarı ve şairidir. 1828 - 1906 yılları arasında yaşamıştır. "Eleştirel gerçekçi` edebiyat anlayışının tiyatrodaki öncüsü, çağdaş tiyatronun kurucularındandır.
19. yüzyılın diğer büyük oyun yazarları gibi romantik, bireyci ve anarşist bir dünya görüşünün etkisinde yapıtlar vermiş olan İbsen, yazdığı eleştirel gerçekçi oyunlarda toplum bireylerinin yanılsamalarını, nevrotik ve ruhsal çalkantılarını açığa sermiş; bireyin boşa çıkan yaşam uğraşını, toplumun dış yüzü ile iç yüzü arasındaki karşıtlığın yol açtığı çelişkilerin üstesinden gelemeyişini irdelemiştir.
Onun hakkında şöyle denilmiştir: "Ibsen’in tiyatrosu, modern tiyatronun Roma’sıdır. Bütün yollar ona çıkar, bütün yolların başlangıcında o vardır."
Henrik İbsen' den "Denizden Gelen Kadın"
Homeros'un İlyada adlı eserinin oyunlaştırılması çalışmaları sona ermiştir.
Aramıza yeni katılan "Hüseyin Dinç" adlı arkadaşımızın katkılarıyla iki kişilik yeni bir oyun çalışmalarına başladım.
Oyunu hocam Hilmi Bulunmaz bize önermiştir.Oyun Norveçli yazar Henrik İbsen' in "Denizden Gelen Kadın" adlı eseridir.Eser "Beliz Güçbilmez" tarafından Türkçeye çevrilmiştir.
Ben "Doktor Wangel" 'i canlandıracağım. Hüseyin de "Arholm" adlı kişiyi canlandıracaktır.
Hocamız oyundan bir diyalog sahnesi üzerine çalışmamızı istemiştir. Bu hafta sonuna kadar rollerimizi ezberlemek zorundayız.
Etiketler
- A.Kadir (1)
- Açık kapı (1)
- akçay (1)
- assos (1)
- ayvalık (1)
- Aziz Nesin (4)
- Azra Erhat (1)
- Bilgi vermek (2)
- bozcaada (1)
- Bulunmaz Tiyatro (22)
- Bulunmaz Tiyatro Oyunculuk Çalışmaları (2)
- burak caney (5)
- Cats Play (1)
- charlie chaplin (1)
- Coşkun Büktel (6)
- cunda adası (1)
- çanakkale (1)
- çıkmaz sokak (1)
- Denizden Gelen Kadın (1)
- dosya (1)
- eser bozan (11)
- Eser tanıtımları (14)
- Faruk Ersöz (1)
- Henrik Ibsen (3)
- Hilmi Bulunmaz (10)
- Homeros İlyada (7)
- Homeros İlyada Oyun Çalışmaları (3)
- hüseyin dinç (11)
- ilayda bozgan (1)
- İstvan Örkeny (1)
- kaz dağları (1)
- kazım şimşek (14)
- Kedi Oyunu (1)
- kişi tanıtımı (1)
- kördövüşü (1)
- kuzey ege (1)
- Lir Tiyatrosu (1)
- mete cantekin (1)
- Origami (1)
- peter brook (1)
- philippe soupault (1)
- Sen Gara Değilsin (8)
- şahin deresi (1)
- şeytan sofrası (1)
- teoman aktürel (1)
- tiyatro oyun (7)
- troya (1)
- TSYD Yüzme Kursları (1)
- Tuncer Cücenoğlu (1)
- www.kazimsimsek.com (1)